Bilim

Erkek Şiddetinin Genetik Kökenleri Araştırılıyor

Evrimsel psikolojinin çoğunlukla yanlış anlaşıldığı ve değerlendirildiği kısım ise cinsiyet eşitsizliğini doğallaştırmasıdır. Erkek şiddeti uygulandığında bilim insanlarının erkek şiddeti ile ilgili evrimsel açıklamalar yapmasının ardından anlaşılan doğallık ve gerçeklik algısı, kişilerin bilim insanlarının bunu onayladığı düşüncesine kapılmasına neden oluyor. Bu düşüncelerin doğru olmadığı, yapılan açıklamalar ve araştırmalar incelendiğinde görülecektir.

Kökenleri Araştırılmasında İlginç Bulgular

Dünya üzerinde İnsanlar arası ölümcül şiddet olayları araştırıldığında, fail olarak yüzde 95’lik bir oranı, mağdur olarak yüzde 79’luk bir oranı erkekler oluşturmaktadır. Neredeyse aynı oranlar şempanzelerde de görülmektedir. Şempanzelerde failler yüzde 92’lik kısmını kapsamakta, kurbanların ise yüzde 73’lük bir oran olduğunu gözlemliyor olmamız, oran açısından süreklilik taşıdığını ıspatlar şekilde. Evrimsel psikoloji alanında çalışan bilim insanları, erkek şiddetini iki farklı şekilde analiz ederek açıklıyor. Analiz şekillerinden biri nihai analiz düzeyi ve bir diğeri ise yakın analiz düzeyidir. Yani bilim insanlarının etik kurallarına göre şekillenmemiş, yapılan araştırmalar sonucu ortaya çıkarılan açıklamalardır. Nihai analiz düzeyi ‘Neden’ sorusunun cevabına işaret eder. Yakın analiz düzeyi ise, biyolojik, sosyolojik ve psikolojik nedenler üzerinde açıklamaların başlığını oluşturabilir. Yani yakın analiz düzeyi, davranışa sebep olan faktörleri gözlemleyerek açıklar. Başvurulan bu iki analiz yönteminde de erkekleri şiddete yönlendiren bulgunun üreme biyolojisi olduğu ortaya konulmuştur. Sperm ve polen gibi hareketli üreme hücrelerinin sahip olduğu canlılar erkek, yumurta ve ovül gibi büyük ve az hareketli üreme hücrelerine sahip canlılar ise dişi diye adlandırılır. Gebelik ve döllenme süreleri dişi vücudunda gelişir ve tüm canlılarda dişilerin  ebeveynlik süresi yavrusu yetişkinlik düzeyine gelene kadar devam eder, erkek canlıların ise  ise yavrunun döllenme noktasında ebeveynlik yatırımı biter. Erkek, üreme açısından daha fazla çeşitliliğe sahiptir. Erkek, üreme açısından maksimum seviyeye ulaşabilmek için bu çeşitliliği kullanabilmek adına diğer erkek memeliler ile şiddetli bir rekabet içerisine girer. Evrimsel uyum çerçevesinden bakılacak olursa; erkek memelinin, yavru bakımını sağlamak, eş bulmak ve şiddetli rekabet için güç toplamak açısından ve cinsel açıdan enerji düşüklüğüne sebep olacağı için gereksiz görülebilir. Bir dişi ise üremenin verimliliği ve yavrunun  güvenliği için rekabete girmez. İnsan türünün erkeklerinde de dişilere nazaran daha fazla eş bulmak için şiddetli bir rekabet ettiği  saptanırken, kadınların ise çocuk bakımı için erkeklere göre daha fazla zaman ayırdığı görülür. Bazı durumlarda ise, üreme biyolojisine bağlı olması şu şekilde anlatılır;

Kadın döllenme ve gebelik döneminin içerisinde olduğu için yavrunun kendine ait olduğunu bilir ancak erkek yalnızca döllenmeye kadar olan kısımda ebeveyn olarak yatırım yaptığı için, başka bir erkeğin çocuğu olma olasılığından kaynaklı şiddet eğilimi gösterebilir. Erkek şiddeti, cinsel kıskançlık ve erkekler arası şiddetli rekabetin yansıması olarak gösterilebilir. 2016 yılında insanlar üzerinde yapılan bir deneyde mağdur ile girilen cinsel ilişki frekansı ile şiddet eğilimi  frekansı arasında pozitif bir ilişki kuruldu. Aynı deney, maymunlar, şempanzeler, makak maymunları üzerinde yapıldığında da aynı bulgular ile sonuçlanmıştır.

Erkek cinsinin çıkarları ve öldürme oranları arasında net bir ilişki vardır. Statü ve cinsel kıskançlık ise şiddet eğiliminin en başında gelmektedir. Erkeklerdeki şiddet eğilimi, üreme başarısı tehdit altındayken daha çok şiddete başvurduğunda üreme başarısını elde edeceğini düşünmesi ile gözlemlenebilir. Silahlı soygun gibi çete cinayetleri görüldüğünde ise modern zamanlara uyum özelliklerinin başarılı olmadığını gösterse de, evrimsel geçmişleri kontrol edildiğinde statü için şiddet uyguladıkları görülecektir. Statü ve kaynak peşinde koşmak gibi eğilimlerin, geçmişte erkeklerin üreme başarısını arttırdığı için bu bağlamda gösterilebilir.

Tüm bu açıklamaların sonucunda bilim insanlarının erkek şiddetini doğallaştıdığı düşünülürken aslında erkek cinsinin evrimsel geçmişi açıklanmaktadır. Evrimsel psikolojiye göre modern zamanlarda, insan türünün erkeklerinde şiddet eğilimi aynı derecede görülmemektedir, hatta değişikliğe uğradığı saptanmıştır. Şiddet eğilimlerini yalnızca evrimsel geçmişle açıklayamayız. Psikolojik ve kültürel etkilerinde etken olduğu unutulmamalıdır.

Etiketler
Daha Fazla Göster

Benzer Haberler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

implant
Başa dön tuşu
Kapalı