Dünya

1666’da Kendini Karantinaya Alan Vebalı Köy

Corona Virüsü nedeniyle karantina altında olan ülkeler arttıkça, karantina olayının tarihçesi insanlar için ilgi çekici bir hale geldi. 17. yüzyılda veba salgını nedeniyle kendini karantina altına alan bir köy tarih sayfalarında bulunmakta. Veba karantinası altındaki Eyam köyü ve yaşananlar salgın hastalık sorununu gözler önüne seriyor.

Veba’yı Durdurmak İçin Karantinaya Giren Köy: Eyam

Londra yakınlarında bulunan Eyam köyünde her şey normal seyrinde ilerlerken, bir terzi kumaşından çıkacak veba hastalığından kimse haberdar değildi. 1665 yılında terzi Alexander Hadfield’ın satın aldığı bir kumaş parçasından köye veba salgını giriş yapmıştır. Kumaşa bulaşan veba türü Bubonik veba olarak da bilinen en ölümcül veba türlerinden biriydi.

Veba salgını 1660 yıllarına gelindiğinde İngiltere’nin her yerine nüfus etmiş durumdaydı. Tüm Dünya’da etkisini gösteren ve milyonlarca insanın canına mal olan veba, Londra nüfusunun %25’ini şimdiden yok etmişti. Önceki salgınlara nazaran daha fazla insan etkilenmiş ve çözümü bir türlü bulunamamıştı. Londra’da bu süreç işlerken Eyam köyüne ulaşan veba nedeniyle köy halkı, kendi kararı ile karantina altına girmişti.

Eyam Köyünün İlk Kurbanı

George Viccars, hastalığa yakalanan ilk kişi oldu. Köy terzisinin asistanı olarak, yeni gelen kıyafetleri ocakta kuruması için asmıştı. Sıcak hava ile tüm vücuduna veba hastalığı nüfuz etmişti. 7 Eylül 1665’te dayanılmaz bir acı içinde ölen George Viccars, Eyam’daki vebanın ilk kurbanı olacaktı. Viccars’ın ölümünün ardından, daha köylüler ne olduğunu anlamadan 42 kişi daha hayatını kaybetmişti. Yaz geldikçe veba daha da güçlendi ve işler sarpa sarmaya başladı. İnsanlar artık doğrudan hastalığı birbirlerinden kapmaya başladılar. Eyam köyünde panik başladı ve köylü büyük şehirlere kaçmaları gerektiği konusunda konuşmaya başladı.

Eyam Sakinleri Hangi Yolu İzleyecek?

Eyam Köyü sakinleri, evlerini saran vebadan kaçmak için büyük şehirlere gitmek istiyorlardı. İçlerinden, köyün din adamı olan William Mompesson, bunun doğru bir yol olmayacağını düşünüyordu. Kaçan köylüler salgını büyük şehirdeki halka bulaştıracaklardı ve bu daha da büyük bir kaos ortaya çıkaracaktı. Mompesson zamanın ötesinde, çok bilge bir adamdı. En doğru kararın kasabayı karantina altına almak olduğuna karar verdi. Thomas Stanley ve Mompesson köylüleri karantina altında kalmaya ikna etti. Bundan sonra kimse Eyam köyüne giremez ya da çıkmazdı.

Kayalarla Sınır Çizdiler

24 Haziran 1666’da Eyam köyü resmen karantina altına girmişti. Büyük kayalar ile Eyam çevresine 1 mil uzunluğunda bir daire çizdiler. Burası artık onların tecrit bölgesiydi. Çevre köyler Eyam’a yiyecek ve temizlik malzemesi sattılar. Köylüler alışverişte kullanılan paraları öncelikle sirkeye batırarak dezenfekte işlemi uyguladılar. Bu işlemin vebayı önleyeceğine inanıyorlardı. Veba başlangıcında Eyam köyünde 350 kişi yaşamaktaydı. Yaz sonunda yaşanan ölüm sayısı ise 260 olmuştu. Karantinada 76’dan fazla aile veba salgınından etkilendi. Ağustos 1666’da Eyam köyünde günde 5-6 kişi ölmekteydi. En üzücü hikâyelerden biri de Elizabeth Hancock’un başına geldi. Sekiz gün arayla altı çocuğunu ve eşini toprağa verdi. Çevre köylerdeki insanlar cesetleri gömerken onu izlemişlerdi fakat yardım etmeye korktukları için hiçbir şey yapamamışlardı. Bu korkunç hastalığa rağmen hiçbiri sınırı geçmedi ve köyden ayrılmadı. Bugün Eyam yaklaşık 1000 kişilik bir nüfusa sahip. O zamandan beri de nüfus pek artış göstermedi. Kasabada yaşananlar herkese özveriyi ve empati duygusunu hatırlatması için tarih sayfasına karıştı.

Etiketler
Daha Fazla Göster

Benzer Haberler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

implant
Başa dön tuşu
Kapalı