Editörün SeçimiYaşam

Tarih Boyunca Yaşanılan En Ölümcül 11 Virüs Salgını

Son zamanlarda ortaya çıkan ve dünyayı adeta gün geçtikçe esir alan ölümcül Corona virüsü, tüm herkeste korku ve endişeye sebep oldu. Çin ve diğer devletler dahil Dünya Sağlık Örgütü, virüsün yayılmasını önlemek için gece gündüz aşı için çalışıyorlar. Lakin çok hızlı yayılan virüs, her gün onlarca insanı bu hayattan koparıyor.

Şu ana kadar gezegenimizin yaşadığı en büyük salgınlara göre çok hızlı ilerleyen corona virüsü, hastaların direkt olarak solunum yoluna saldırdığı için kısa sürede de öldürüyor.

Peki dünyayı bu şekilde hızlıca etkileyen başka salgınlar yaşandı mı? Evet, yaşandı. Biz de gezegenimize en çok zarar veren virüs salgınlarını sizler için sıraladık.

İnsanlık tarihi boyunca dünyayı en hızlı ve kanlı şekilde etkisi altına alan virüs salgınları:

Galen (Antoninus) Salgını

MS 165 ile 180 yılları arasında Roma İmparatorluğu’nda ortaya çıkan Galen salgını, aslında Doğu’daki savaştan dönen yaralı askerlerden dolayı meydana geldiği düşünülüyor. Zamanın vebası olarak anılan Galen salgını, uzmanlara göre o zamanlar günde 2 bin kişinin ölümüne sebep olmuş. Her ne kadar Dünya Sağlık Örgütü bu virüsün çiçek ya da kızamık hastalıklarından türemiş olduğunu düşünse de maalesef hala daha virüsün tam olara neden meydana geldiği bilinmiyor.

Uzmanlara göre salgının gerçekleştiği zamanlarda Roma İmparatorluğu nüfusunun %30’undan fazlasını kaybetmiş. Ayrıca salgın, Roma İmparatorları Lucius Verus ve Marcus Aurelius Antoninus’un da hayatlarını kaybetmesine sebep olmuş. Antononinus salgını ismi de buradan gelmekte.

Jüstiyen vebası

Aslında bu veba salgını, biz Türkleri oldukça yakından ilgilendiriyor. Sebebi de salgının İstanbul’u yani o zamanki adıyla Konstantinopol’i de oldukça etkilemiş. Tarihçilere göre 541 yılında İmparator Jüstiyen’in tahta oturmasıyla Avrupa’da başlayan salgın, oradan Mısır’a, Filistin’e, Suriye’ye ve en son da Anadolu’ya kadar gelmiş.

Her ne kadar Jüstiyen salgını önleme amacıyla Konstantinepol’a olan giriş ve çıkışları kapatmış olsa da fareler aracılığıyla virüs şehre bulaşmıştı.

Bu veba hakkında araştırma yapan bilim insanları, salgının İstanbul’a gelmesinin nedeni olarak farelerin tüyleri arasında gizlenen ve bir milimetreden dahi küçü boyları olan Xenopsylla adlı uçucu böceklerin olduğunu keşfettiler. Söylenene göre böceklerin midesinde Pasteurella pastie adlı ölümcül bir bakteri vardı.

Farelerden uçarak İstanbul’da yaşayan insanlara konan ve onları ısırarak midelerindeki bakterileri dolaşım sistemine bulaştıran Xenopsylla böcekleri, mikrobu bulaştırdıkları insanları kısa sürede öldürüyordu.

Kısa sürede tüm koca şehre yayılan virüs, birkaç haftada yüz sonra da binlerce insanın ölümüne sebep oldu. Artık insanları gömecek yer kalmayınca askerler ölenlerin cesetlerini Marmara denizine atmak zorunda kaldılar. Her ne kadar Jüstiyen salgını için tedavi bulunamamış olsa da mucizevi şekilde virüs kendiliğinden yok oldu ve ölümler de son buldu. Lakin tarihçilere göre virüs ortadan kaybolana kadar İstanbul nüfusunun en az %40’ını öldürmüş.

Kara veba

Ortaçağ Avrupa’sını adeta yeryüzünden silen ve en ölümcül virüs olduğu için adına kara veba denilen salgın, 1346 ile 1353 yılları arasında dünya nüfusunun 200 milyon insandan fazlasını öldürmesiyle biliniyor. Avrupa nüfusunun en az %50’sini yok eden kara vebanın insanların din ve kiliseye olan inançlarını da sorgulamasına sebep olduğunu düşünülüyor.

Amerikan yerlilerini esir eden suçiçeği

15. yüzyılda Avrupalı kaşifler, yeni bir kıta olan Amerika kıtasını keşfettiklerinde oradaki yerlilere ölümcül bir virüs götürdüler. Aslında isteyerek veya bilerek de yapılmış bir şey değildi lakin daha önce hiç suçiçeği ile karşılaşmayan Amerika yerlileri, bağışıklık sistemleri gelişmediği ve ilaçları da yetersiz kaldığı için milyonlarca yerli hayatını kaybetti.

Suçiçeği her ne kadar Avrupa’nın üçte birini yok etmiş olsa da yavaş yavaş aşısı bulunduğu için salgının önüne geçilebilmişti. Lakin Amerika yerlilerinde aşı olmadığı için salgının önüne geçemeyen yerlilerin %90 nüfusu haritadan silindi. Böylelikle Avrupalılar, Amerika kıtasında oldukça kolay şekilde yerleşip kolonileştiler.

Suçiçeği salgını, 19. yüzyıla kadar Amerika yerlilerini öldürmeye devam etti. Sonunda da Avrupa’dan getirilen aşı sayesinde Amerika’daki salgın da kontrol altına alınabildi.

Cocoliztli salgınları

Tarih 16. yüzyılı gösterirken İspanya, şu anki adıyla Meksika olan bir kıtaya koloni yerleştirerek o zamanlar oraya Yeni İspanya adını verdi. Lakin bu kolonileşme beraberinde birden fazla hastalığı da beraberinde getirdi. Kıtaya balıkçılığı getiren İspanya kolonileri, balıklarda bulunan salmonella bakterisini de orada yaşayan yerlilere getirip bulaştırdılar. Birden fazla salgın yaşandığı için cocoliztli salgınları olarak anılan bu salgınlar, 1520 ile 1576 yılları arasında kıtayı adeta esir hale getirdi.

Toplamda 15 milyondan fazla insanın ölümüne sebep olan bu salgınların, günümüz Venezuela’sından Kanada’ya kadar olan haritada yayıldığı düşünülüyor.

Kolera salgınları

İnsanlık uygarlığı boyunca kayıtlara geçen bilgilere göre tam 7 tane farklı kolera salgını yaşandı. Lakin her ne kadar hepsi dünya nüfusuna büyük hasarlar verse de en ölümcül salgın 3. salgın olarak kabul ediliyor. 1852 ile 1860 yılları arasında gerçekleşen üçüncü kolera salgınına kadar insanlar bu salgının içme sularından bulaştığını anlayamamıştı. Zira sonradan ortaya çıkan detaylara göre dışkılar ve çöpler, içme su kanallarına karışıyor ve insanlar da mikrop dolu bu suları içiyordu.

Hindistan’ta başlayan kolera salgını hala daha günümüzde devam ediyor. Bunun sebebi ise Hinduların dünyanın en pis nehri Ganj nehrini kutsal sayıp orada yıkanmalarından kaynaklanıyor. 2011 yılında yapılan nehir taramasında Ganj nehrinde 1.1 milyar farklı dışkı bakterisi bulundu.

Üçüncü veba salgını

1855 yılında Çin’de başlayıp 1859 yılına kadar devam eden veba salgınlarının en ölümcüllerinden birisi olan üçüncü veba salgını, Amerika’ya kadar ulaşmış ama artık ilerleyen tıp sayesinde kısa sürede önüne geçilebilmiştir. Lakin buna rağmen sadece Çin ve Hindistan’ta 12 milyondan fazla insanın ölümüne sebep olduğu sanılıyor.

Birinci Dünya Savaşı’ndaki tifüs salgını

Evet adından da anlayacağınız üzere sırada Birinci Dünya Savaşı sırasında ortaya çıkan tifüs salgını var. Avrupa ve Asya olmak üzere toplamda 25 milyondan fazla kişiyi etkileyen virüs, yeryüzünde en çok Sovyetler Birliği topraklarında yaşayan insanları etkiledi. Tifüs bakterisi taşıyan bitlerden dolayı başlayan tifüs salgını, sonunda 1918 yılında alınan önlemler neticesinde önlenebildi.

1918 İspanyol gribi salgını

Dünya henüz daha tifüs salgınını yeni atlatmıştı ki bu sefer de İspanya’da bir grip virüsü ortaya çıktı. H1N1 Influenza olarak bilinen virüsün, o zamanlarda 500 milyon insana bulaştığı ve bunların 100 milyonuna yakınını da öldürdüğü tahmin ediliyor. Yeryüzünde ortaya çıkmış en büyük felaketlerden birisi olarak kabul edilen 1918 İspanyol gribi salgını, Avrupa devletleri tarafından oluşturulan ve özel doktorlardan oluşan heyet tarafından kontrol altına alınabildi.

1957 Asya gribi salgını

Yine Çin’de başlayan Influenza-A yani Asya gribi virüsü, normalde insanların bağışıklık sistemini yenemiyordu. Yani normal soğuk algınlığı gibi atlatılabiliyordu lakin zamanla evrim geçiren virüs, insanların bağışıklık sistemini yok edecek kadar güçlenerek bir salgına dönüştü. Neyse ki 4 milyondan fazla insanın ölümüne sebep olduktan sonra virüsün aşısı bulunabildi.

HIV (AIDS) virüsü

Ve geldik listemizin sonuna. HIV yani halk arasındaki adıyla AIDS virüsü, 20. yüzyılda ortaya çıkmış ve hala daha tedavisi bulunamamış en ölümcül virüsler arasında yer alıyor. Maymunlardan insanlara geçen HIV virüsü vakası her ne kadar ilk olarak 1959 yılında ortaya çıksa da virüsün teşhisi 1980’li yıllarda yapılabildi. Son 30 yılda yaklaşık 40 milyon insanın hayatını kaybetmesine sebep olan virüsün kesin tedavisi yok. Sadece geliştirilen bazı ilaçlarla virüse karşı direnç kazandırılıyor o kadar.

Evet, yeryüzüne saran bu büyük salgın felaketlerinden sonra umarız ki yeni corona virüsü bir an önce kontrol altına alınarak daha fazla insanın ölmesine engel olunur.

Etiketler
Daha Fazla Göster

Benzer Haberler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

implant
Başa dön tuşu
Kapalı