Gündem

Koranavirüs Salgınında Flaş İddia! Yapılan Çalışma Ortaya Çıkardı!

Bilindiği üzere koronavirüs solunum yolları hastalığı olarak biliniyor. Ancak, İsviçreli bilim insanlarının konu hakkında araştırmaları devam ediyor. İsviçreli bilim insanlarının son çalışmasıyla birlikte coronavirüsün damarları enfekte ederek, kan pıhtılaşması, felç, kalp krizi ve beyin hasarına neden olduğu ortaya çıktı. Uzmanlar, bu yüzden koronavirüs’un solunum yolu hastalığından daha fazlası olduğunu, aynı zamanda damar hastalığı olarak da değerlendirilmesi gerektiğini belirttiler.

İsviçre’de Zürih Üniversitesi’nden bilim insanları birçok koronavirüs hastasının akciğer yetmezliğinden değil kan pıhtılaşmasından dolayı öldüğünü açıkladı. Araştırmacılar, virüsün doğrudan kan damarlarının endotel adı verilen astarı enfekte ettiği sonucuna ulaştı.

Öte yandan koronavirüs hastalarının bilmeden kullandıkları ilaçların hastalığı olumsuz etkilediği belirtildi. Rus viroloji uzmanı Nadejda Jolobak, koronavirüse yakalanan bazı hastaların sıradan üşütmede alınan ilaçları kullandıklarını, ancak bunu kesinlikle yapmamaları gerektiğini belirtti. İlaçlar İbuprofen, Aspirin, Voltaren, Diklofenak ve Naproksen var. Koronavirüs tedavisinde kullanılmaması gereken ilaçlar grubuna ibuprofen, aspirin, voltaren, diklofenak ve naproksen gibi steroid yapıda olmayan ilaçların dahil olduğu açıklandı. Jolobak, “Bu nedenle aspirin ve benzeri hiçbir ilaç kullanmayınız” açıklamasında bulundu.

Bir yandan da Türk Veteriner Hekimleri Birliği Merkez Konseyi Genel Sekreteri Haluk Aşkaroğlu, koronavirüse karşı anti serumun çıkacağı tarihi duyurdu. Türk Veteriner Hekimleri Birliği Merkez Konseyi Genel Sekreteri Haluk Aşkaroğlu; “Eylül ayında koronavirüse özgü anti-serumun bulunması hedefleniyor. Fakat uluslararası aşının kabulüyle ilgili kriterleri de baz aldığımızda, aşının bulunması yıl sonunu bulacak gibi duruyor” ifadelerinde bulundu.

Aşkaroğlu, “Vücudun savunma sistemleri de buna karşı antikorlar üretiyor. Bu antikorlar hastalığı yeniyorsa zaten sorun ortadan kalkıyor; ama bazen bağışıklık sistemi güçlü olmadığı için hastalar hastalığa karşı direnç gösteremiyor ve sonuç ciddi boyutlara taşınabiliyor. Yani sonucu böyle olan özellikle yoğun bakımdaki hastalar için eskiden hastalığı geçirmiş insanlardan kan serumları alınarak, tedavi amaçlı yoğun bakımdaki hastalara kullanıyorlar. Etlik Merkez Veteriner Kontrol ve Araştırma Enstitüsü’nde yapılan çalışmanın da özelliği aslında bu. Yani insanlar üzerinde yapılan çalışmayı ilk olarak hayvanlar üzerinde yapıp, antikor elde edip, bunu da tedavi amaçlı kullanmak amaçlanıyor. Dolayısıyla bu çalışmada Etlik Merkez Veteriner Kontrol ve Araştırma Enstitüsü, öncelikle bir Covid-19 virüsünü izole ediyor. Bunun genetik haritasını çıkartıyor. Hastalık yapabilme gücünü düşürüyor ve hastalık yapabilme gücü düşürülmüş; ama antikor üretme dolayısıyla antijenik özelliği korunan etkeni tavşanlara ve atlara vererek onlardan antikor elde edilmek isteniyor. Eğer bu cevap alınırsa da bir sonraki aşamada bu antikorların saflaştırılması daha sonra sterilite, zararsızlık gibi unsurları giderildikten sonra insanlara tedavi amacıyla hayvanlardan üretilen bu serumların verilmesi hedefleniyor.

Koronavirüse özgü anti serumun bulunması Eylül ayında hedefleniyor. Prosedür burada biraz daha kısa. Burada enstitü müdürü Cevdet Yaralı ve Sayın Bakanımızın da açıklamaları terapötik amaçlı hiperimmun serum üretiminin belki önümüzdeki Eylül ayında sonuçlanabilecek bir çalışma olduğu yönündeydi. Fakat aşının bulunması uluslararası aşının kabulüyle ilgili kriterleri de baz aldığımızda yıl sonunu bulacak gibi görünüyor.

Etiketler
Daha Fazla Göster

Benzer Haberler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

implant
Başa dön tuşu
Kapalı