Sinema

The Platform Film İncelemesi ve Metaforları

Son günlerde en çok konuşulan ve Netflix Türkiye’de ikinci sırada yer alan The Platform filmi izleyicilerin aklında birçok soru işareti bıraktı. İçinde onlarca metafor bulunan film, sosyal medyada oldukça popüler bir durumda. Sizin için The Platform filmini inceledik ve içinde geçen metaforları araştırdık.

Bir Sistem Eleştirisi: The Platform

The Platform filmi, 2019 yılında beyazperde ile buluştu. Netflix ise geçtiğimiz günlerde filmi sistemine ekledi. Başrolde yer alan Ivan Massague, hayat verdiği ‘Goreng’ karakteri ile üst düzey bir oyunculuk sergilemekte. Filmin IMDb puanı şu an 7.0 olarak görülmekte.  İspanyolca ismi ‘El Hoyo’ olan film, başı sonu belli olmayan dikey bir hapishanede geçmekte. Film içinde barındırdığı sistem eleştirileri ve metaforlar ile tartışmaya oldukça açık. Tek mekânda çekilen film düşük bütçeyle de güzel işlerin ortaya çıkabileceğini göstermekte.

Dikey Hapishanede Adaletsiz Paylaşım

Filmimizin mekânı dikey olarak tasarlanış bir hapishanedir. Bu hapishaneye halk arasında ‘Çukur’ adı verilmiştir. Filmde genel olarak alt, üst ve orta sınıf kavramları üstünden sisteme bir eleştiri mevcut. Her odada iki mahkûm vardır ve odanın tam ortasında bulunan dikdörtgen bir delikten her gün yemeklerin olduğu bir platform geçmektedir. Üstünde yemek bulunan platform her katta 2 dakika kalıyor. Yemekler en üst kat olan 0’ıncı kattan en alta kadar iner. Fakat bu hapishanenin kaç katlı olduğunu kimse bilmez. Bu hapishanede yalnızca suçlular değil kendi istekleriyle giren insanlar da vardır. Kendi isteğiyle giren insanlara firma hapishane çıkışında bir diploma vereceğini söyler. Ana karakterimiz ‘Goreng’ ise hapishaneye sigarayı bırakmak ve dış dünyadan bağımsız olarak kitap okumak için girdiğini belirtir. Karakterimiz ilk olarak 48. katta uyanır. Yanında yaşlı ve konuşmayı pek sevemeyen bir mahkûm vardır. İçeri giren herkes yanına bir eşya alabilmektedir. Goreng karakteri eşya olarak Cervantes’ten Don Kişot kitabını almıştır. Yanındaki yaşlı mahkûm ise bir bıçak. Her şey filmde bu bıçağın görülmesiyle baştan aşağı değişecektir.

The Platform Filminde Bulunan Metaforlar

Yazımızın bundan sonrası filmin içinde geçen olaylara ilişkin bilgiler vermektedir. Eğer filmi izlemediyseniz bu kısmı izledikten sonra okumanızı tavsiye ederiz. Öncelikle filmde çok bariz bir şekilde din ve siyaset eleştirisi bulunmakta. En üstte bulunan şef ve yardımcıları inanılmaz güzel bir sofra hazırlayarak bunu çukurdaki insanlara gönderirler. Eleştirmenlere göre burada şef tanrıyı, yardımcıları ise melekleri işaret eder. Filmin bir sahnesinde hazırlanan Panna Cotta tatlısında kıl bulan şef, tatlının yeniden yapılmasını ister. Bu da oluşturulan kutsal kitapta sorunlar olduğunu ve tekrar yazılması gerektiğini anlatıyor. Katların aralarından geçen platform hiçbir sisteme bağlı değil. Havada süzülen platform adeta ilahi bir güçle hareket ediyor gibi görünüyor.

Filmde günümüzde de yaşanan istifçiliğe atıfta bulunuluyor. Aslında en üst kattan gelen platformda herkese yetecek kadar yiyecek var fakat üst kattakiler kendi hakları kadar yemeyerek en alt kattakileri aç bırakıyor. Çukurda bulunan insanlar belli aralıklarla yer değiştiriyor. En üstten en alta gitme ihtimali olan insanlar ertesi gün nerede uyanacaklarını bilmeden tüm yemekleri bitiriyor ve alt kattakilere kin duyuyorlar. İlk oda arkadaşı ile yer değiştirmeleri nedeniyle 171. kata inen karakterimizi yatağa bağlı şekilde görüyoruz. Oda arkadaşı ise 8. günde dayanamayıp ondan parçalar keseceğini, kendini ve onu doyuracağını söylüyor. Platformun üstünde her gün çocuğunu arayan bir kadın var ve bu kadın karakterimizin hayatını kurtararak ilk oda arkadaşını öldürüyor. Filmde Don Kişot kitabının seçilmesi de tesadüf değil. Don Kişot’ta ana karakter sürekli şövalye hikâyeleri okur ve günün birinde kendini şövalye zannetmeye başlar. Sürekli insanlara yardım etmeye çalışır fakat sürekli de yenilir. Bir sürü sonra hayalle gerçek iç içe geçer. Aynı filmde karakterin başına gelenler gibi.

Karakterimiz yine bir yer değişikliğinin ardından 6. katta uyanır. Yanında iri yapılı ama yardımsever olduğu hemen anlaşılan bir erkek vardı. Planları en alt kata kadar giderek yiyeceği adaletli bir şekilde dağıtmaktır. Katlardan birinde bilge bir adamla karşılaşırlar. Burada bu adam ile peygamberlerin tasvir edildiği düşünülmekte. Bilge adam tanrıya mesaj vermenin tek yolu Panna Cotta tatlısının en üste, tanrıya ulaştırılmasıdır der. Başlarına binlerce kötü olay gelen adalet savaşçıları en sonunda 333. kata ulaşır. Burada sürekli evladını arayan kadının çocuğunu bulurlar. Hâlbuki kimse o kadının çocuğu olduğuna inanmaz. Burada da eleştirmenler kadının Meryem Ana, çocuğun ise Hz. İsa olduğu görüşündedir. En alt katta çocuk ile yükselmeyi bekleyen karakterimizin yanına ilk oda arkadaşı gelir ve “Mesajın onu iletene ihtiyacı yoktur” diyerek adamı platformdan indirir. Çocuk aynı Hz. İsa’nın yükselişi gibi ışığa doğru yükselir. Karanlığa yürüyen adama ne oldu, diplomayı alabildi mi hiçbirimiz bilmiyoruz. Aynı öldükten sonra ne olduğunu bilmediğimiz gibi.

Etiketler
Daha Fazla Göster

Benzer Haberler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

implant
Başa dön tuşu
Kapalı